Türkiye’nin Batısında Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler

0
24

Türkiye’nin Batısında Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler

1-) Pamukkale (Denizli)

Türkiye’nin batısında yer alan Pamukkale, eşi benzeri olmayan kireç yapılı oluşumu ile Türkiye’de bir dünya mirası alanıdır. Tabanından fışkıran sıcak suyun bileşenleri katılaşıp beyazlaşarak böyle bir kalıtım oluşturmuş ve katmanlaşmış, bu yüzden  aniden karlı bir dağ beliriyormuş gibi bir hal alıyor. Son yıllarda su miktarı azalmaktadır, bu nedenle kireçli katmanların su bulunan alanı sınırlıdır. Üst katmanlara tırmanıldığında, Roma İmparatorluğu zamanından kalan ve  bir kaplıca merkezi olarak kullanılan Hierapolis kalıntılarını görebilirsiniz.

2-) Efes Antik Kenti (İzmir)

Türkiye’nin batısındaki Ege kıyısındaki Efes Antik Kenti, 2015 yılında Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir. Açık ara en iyi korunmuş olan Efes arkeolojik alanı, görenlere Roma sokaklarında geziyormuş hüviyeti kazandırabilir. Mutlaka görülmesi gereken Efes arkeolojik sit alanının bir temsilcisi olan Celsus Kütüphanesi MS 117 yılında inşa edilmiş. Bu kütüphane yaklaşık 120.000 ciltlik bir koleksiyona sahiptir ve İskenderiye (Mısır) ve Pergamon (Türkiye) ile birlikte antik dünyanın en büyük üç kütüphanesinden biri olarak kabul edilir. Ayrıca kalıntılarda antik sifonlu tuvalet, Meryem Ana Evi, Kleopatra’nın yürüdüğü patika gibi pek çok ilgi çekici yer var ve pek çok kişi burayı ziyaret ediyor. Efsaneye göre bu alan, kadın savaşçılar tarafından inşa edilmiş ve tamamen mermerden yapılmıştır. O dönemin en zengin liman kentlerinden biri olan Efes’te bir felsefe okulu, bir kütüphane ve bir ibadethane bulunmaktadır. Şehrin iki giriş kapısı var ve üst kapıdan girildiğinde 1500 kişilik bir amfitiyatro beliriyor. Özellikle, Meryem Ana Kilisesi ve Celsus Kütüphanesi  mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir.

3-) Hierapolis Antik Kenti (Denizli)

Roma İmparatorluğu’nda bir kaplıca merkezi olarak gelişen Hierapolis kalıntılarını görmek için Pamukkale’nin kireç katmanlarına tırmanmak gerekiyor. Bir arkeolojik sit alanı olarak iyi korunmuştur ve en iyi korunmuş olan amfitiyatro, tüm arkeolojik sit alanının panoramik manzarasına sahiptir. Her yerde Roma karakterleri ile kazınmış taşlar var ve burası ölmeden önce mutlaka görülmeli.

4-) Truva Antik Kenti (Çanakkale)

Truva, Homeros’un İlyada’da tanımladığı gibi, Truva Savaşı’nın yapıldığı yer olmasıyla ünlü, dünyanın en ünlü antik şehirlerinden biridir. UNESCO listesinde yer alan kalıntı ve arkeolojik kazı alanı olan Truva, bazıları 5.000 yıl öncesine dayanan birkaç yerleşim yerinin kalıntılarını da içeriyor.

5-) Celsus Kütüphanesi (İzmir)

Efes arkeolojik alanlarından en ünlüsü Celsus Kütüphanesi’dir. M.S. 125 yılında tamamlanan kütüphanenin 12.000 kitaplık bir koleksiyona sahip olduğu söyleniyor. Bu kütüphanede geneleve giden gizli bir yeraltı geçidi var ve o dönemde kütüphaneye giden insanların bir kısmının geneleve gitmek için yalan söylediği rivayet ediliyor. Kütüphanenin bir cephesinde, her biri bilgeliği, şansı, ilmi ve erdemi simgeleyen dört kadın figürü var. Bunlar replikalardır ve orijinalleri Viyana’daki, Viyana Efes Müzesi içinde korunmakta ve sergilenmektedir.

6-) Kuşadası (Aydın)

Kuşadası, Türkiye’nin batısında, Ege Denizi’ne bakan bir sahil beldesidir. Bağlı bulunduğu Aydın ilinin merkezine yaklaşık 70 km uzaklıktadır. Türkiye’de yaz turizminin gözde yerlerinden biri olmakla birlikte, yazları beldenin nüfusu 2 milyona kadar ulaşır. Kuşadası gemi ve tekne turları ile de oldukça popülerdir. Son zamanlarda bazı siyasi ve sosyal koşullar nedeniyle yolcu gemilerinin sayısı azalmakla birlikte, aynı zamanda Akdeniz’i geçen kruvaziyer gemileri için popüler  limandır ve limanda mutlaka birkaç yolcu gemisi demirlidir.

7-) Bursa Ulucami

Bursa şehrinin ortasında yer alan şehri temsil eden bir cami. Osmanlı İmparatorluğu’nun dördüncü imparatoru I. Bayezid’in emriyle 1396 yılında inşa edildi. Ulucami’nin en öne çıkan özelliği, 20 kubbe çatıyı destekleyen sütunlar üzerine çizilen dinamik hat sanatıdır. Burada İslami unsurlar tasvir edilmiştir.

Bir diğer önemli nokta ise caminin içindeki çeşmedir. İnsanlar camiye girmeden önce abdest almak önce Bursa Ulucami Çeşmesi’ne uğrarlar. Osmanlı ve Türk mimarisinin donanımlı eserlerinden biridir.

😎 Bergama (Pergamon) Antik Kenti (İzmir)

2014 yılında Dünya Mirası Alanı olarak tescil edilen antik bir harabe. Bergama Krallığı’nın başkentinin bulunduğu yerdir ve deniz seviyesinden 330 m yükseklikte bir tepede bulunduğu için kalıntılardan eski Bergama kentine bakılabilir, Bergama Antik kenti çevresinde öne çıkan unsurlar arasında Trajan Tapınağı, Zeus Tapınağı, fan şeklindeki tiyatro ve dünyanın en büyüğü olarak kabul edilen kütüphane kalıntıları sayılabilir. Kazıların çoğu Berlin, Almanya’daki Pergamon Müzesi’nde sergileniyor, bu yüzden onları burada görmek mümkün değildir ancak dağın tepesine çıkıp tepeden dikkatle bakıldığında görkemli Helenistik dönemi hissedilebilir.

9-) İzmir – Selçuk

Roma İmparatorluğu’nun kalıntılarının kaldığı Efes Harabeleri’nin girişi olan Selçuk, küçük bir kasaba ancak çevresindeki küçük kasabalar ve bu kasabalardaki diğer antik kalıntıları ziyaret etmek için bir adeta bir üs. Beldedeki dağ yamacında meşhur bir şarap köyü var ve daha önce tanıttığımız Kuşadası’na yaklaşık 30 dakikada ulaşılabiliyor. Selçuk’a Türkiye’nin üçüncü büyük şehri İzmir’den trenle rahatlıkla ulaşılabilir. İlçede aynı zamanda kaliteli ve sevimli el sanatları var ve leziz Ege yemeklerini tatmak mümkün.

10-) II. Bayezit Külliyesi (şifahanesi) (Edirne)

II. Bayezit Külliyesi, Edirne’nin merkezine yürüme mesafesindedir. Edirne’nin sakin topraklarında birdenbire ortaya çıkan II. Bayazıt şifahanesi çeşitli zamanlarda yenilenerek müzeye dönüştürülmüştür. Osmanlı döneminde bu şifahane, özellikle müzik, su sesi, çiçek kokusu gibi yöntemlerle psikoterapi uygulamıştır. Bu tedavi yöntemi Avrupa’daki pek çok ülkede halen uygulanmaktadır. Tıp Müzesi’ne giriş 5TL (yaklaşık 90 yen), ancak camiye giriş ücretsizdir. Dindar bir Müslüman olan II. Bayezit’i ve dönemini anımsatan cami mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

11-) Mira Antik Kenti (Demre)

Türkiye’de deniz, kumsal ve güneş denilince akla ilk gelen yer Antalya’dır. Noel Baba Kilisesi, Demre Antik Kenti ve Simena Antik Kenti ile Antalya sınırında yer alan Demre, tarih severleri cezbeden özel bir bölge.

12-) Bodrum-Muğla Sualtı Arkeoloji Müzesi

Muğla kentinde bulunan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi; antik çağda inşa edilmiş en önemli şehirlerden biri olan ve birçok değerli tarihi esere sahip, dünyadaki sayılı su altı müzelerinden biridir. Bu sualtı müzesi Bodrum Kalesi’nin sınırları içinde yer almaktadır. Dünyanın en büyük İslami cam koleksiyonu da burada sergileniyor.

13-) Salda Gölü (Burdur)

Antalya’nın kuzeyindeki Burdur ilinin Yeşilova ilçesinde yer alan irili ufaklı göllerden biri de Salda Gölü’dür. Türkiye’nin en berrak ve en temiz göllerinden biri olan Salda Gölü, Ormanlık tepelerle çevrili, 193 metre derinliği ile Türkiye’nin en derin gölü ve 1989 yılından beri doğal koruma alanı konumunda. Nasa’nın Mars’taki birtakım kimyasalların Salda Gölü ile olan benzerliğini açıklamasından sonra göle ilgi dünya çapında arttı.

Salda Gölü, Türkiye’de herkesin ilgisini çeken, Türkiye’nin en önemli turistik yerlerinden ve aynı zamanda Türkiye’nin güzel ve eşsiz doğalarından biridir. Bu göle gelen turistler farklı hedefler peşinde koşar, bazıları güzelliklerinin ve bazıları özelliklerinin tadını çıkarır…

14-) Şirince (İzmir)

Bir zamanlar Maya uygarlığının var olduğu bu şirin İzmir beldesi, ölmeden önce mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer. Yeşil bir tepenin üzerine konumlandırılmış kendine has evleri, muhteşem doğası, sıra dışı butik şarap evleriyle orada yaşayanlara ve ziyaretçilere muhteşem bir gezi ve yaşam deneyimi sunuyor.

15-) Gökçeada

Gökçeada, özel coğrafi koşulları nedeniyle Türkiye’nin en bakir ve bilinmeyen adalarından biridir. Ada, Ege’nin kuzeybatısında yer almaktadır.. Güzel kumsalı ve el değmemiş toprakları yerli ve yabancı birçok turisti cezbetmiştir.

16-) Aspendos Antik Kenti (Antalya)

Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Aspendos, Antalya’ya kırk kilometre uzaklıkta yer almaktadır ve bu antik kentin tarihi M.Ö. 4.yy’a kadar uzanmaktadır. Elde edilen bulgulara göre bu şehir, dünya tarihinde madeni paranın kullanıldığı ilk şehirdir. Tabii ki Aspendos’un dik bir tepe üzerine inşa edilmiş açık bir amfi tiyatrosu var ve bu amfitiyatro MS 2. yüzyıla kadar uzanıyor. Bu amfitiyatro 15.000 kişilik kapasitesi ile Roma döneminden kalma en büyük tiyatrolardan biridir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here